Bir kuruma alınacak yöneticiler için yapılan sınava katılan adaylara yirmibeş soru sorulmuş ve bunları yanıtlamak için de üç dakika süre verilmiş. Sorular şöyleymiş:
* Adınızı ve soyadınızı sayfanın sağ üst köşesine yazın.
* Yazdığınız yazıda soyadınızın altını çizin.
* Sayfanın sol üst köşesine 5 küçük daire ve 5 küçük kare çizin.
* Karelerin içine çarpı, dairelerin içine nokta işareti koyun.
* 85 ile 35'i çarpın ve sonucu bir daire içine alarak yazın.
* Kaleminizin ucuyla şu anda geldiğiniz noktaya bir delik açın.
Sorular böyle devam edip gidiyordu. Sonuncu soru da şuydu:
* Buraya kadar metni dikkatle okuyup, soruları tamamladığınıza göre..... Şimdi geçmiş maddelerdeki hiçbir soruyu yanıtlamayın. Yalnızca alt bölüme adınızı ve soyadınızı yazın. Başka hiçbir şey yapmadan sınav kağıdını görevliye teslim edin.
Sınava katılanlar yirmibeş soru için üç dakika süre verilmesi karşısında paniğe kapılmışlar ve soruların yarısını yanıtlamadan üç dakikanın dolduğunu görmüşler. Ve şaşkınlıkla birşeyin daha ayırdına varmışlar: Soruların başında bir uyarı vardı ve şöyle diyordu:
Yanıt vermeye başlamadan önce, tüm soruları mutlaka okuyun...
Ne yazık ki biri dışında hiçbiri bu uyarıya dikkat etmemiş ve soruların tümünü yanıtlayamadan süreyi doldurmuşlardı. Tabii sınavı o tek kişi yani metnin başındaki uyarıyı dikkatle okuyan kazandı.
İyi bir yöneticinin kurallara uyması, dikkatli olması ve paniğe kapılmaması gerekiyordu. Yönetici adayında da bu nitelikler aranıyordu. _______________________________
Prof. Tarık Minkari'nin öğrencilik yıllarına ait bir anısı......Hocaları fakültedeki dersinde şeker hastalığı konusunu işlerken öğrencilere, laboratuvar ortamında tahlil yapma olanağı olmadığı zaman şekerin, hastanın idrarından anlaşılabileceğini ( şeker hastalarının idrarında şeker tadı ve kokusu olduğunu ) söylemiş ve içinde idrar olduğunu söylediği bir cam kavanozu göstererek, "Bu testi kim yapmak ister?" diye sormuş.
Öğrencilerin yüzlerini buruşturup, oralı olmadıklarını görünce de "Peki ben yapayım" diyerek kavanoza parmağını sokmuş ve sonra da ağzına götürerek parmağını yalamış.
"Evet şeker tadını hissediyorum" demiş. "Bu, idrar sahibinin şeker hastası olabileceğini gösteren ilk işarettir."
Öğrenciler "Hocam hiç iğrenmeden nasıl ağzınıza aldınız o idrarlı parmağınızı?" diye sormuşlar ve şu yanıtı almışlar:
"Bir kere bu kaptaki sıvı idrar değil, o renkte başka bir zararsız eriyiktir. İkinci olarak, benim ağzıma götürdüğüm parmağım sıvıya soktuğum parmağım değildir. Siz ne kavanoz içindeki sıvının ne olup olmadığından kuşkulandınız; ne de parmakların farklılığına dikkat ettiniz."
Prof. Minkari bunları anlattıktan sonra, hocasının şunları söylediğini de eklemişti:
"Bilim; kuşku, deney, gözlem ve dikkate dayanır. Bir tıp doktorunun bu niteliklere sahip olması gerekir."